Cahilgi

Posted in Uncategorized on Eylül 30, 2014 by seckinsoydan

Buram buram cahiliz. Mutlak bilgi enerjisinden beden halde olduğumuz icin uzagiz. Deneyimlerle ve sprituel bazi rituellerle bilgi aliyoruz. Dolayisiyla sahibi oldugumuz bilgi cok cok kısıtlı ve bilge olmak icin bir insan ömrü yetersiz, ozellikle herseyin bu kadar hizli tuketildigi bir dunyada. Madem cahiliz mutlak ust hislerde yuzelim. Medidatif, mutlu, eglenceli, huzurlu gecen bir ömür hayal gücünü arttirir. Bilgi kisitlidir, hayal gucu sinirsizdir. Mutlak bilgiye ulasamiyoruz ancak sinirsiz guce zaten sahibiz.
Insan ömrü cok kisa; deneyimle sukranini sun, aktar ve yoluna devam et.

Sonsuz sevgilerimle.

Kapılar

Posted in Uncategorized on Eylül 24, 2014 by seckinsoydan

Sahibi oldugumuz enerjiler, icinden geçip ulastigimiz veya katildigimiz varoluş bicimleridir. Varoluş biçimi dedigim şey surdurulebilir bir gelişim ve bütünüdür. Kendi içinde gelişime ve evrilmeye egilimli varoluş bicimleri mevcut. Farkli farkli katmanlarda var bunlar. Anlasilmasi guc biliyorum ancak bunu farketmenin yolu; hayatinizda kirilim yaratmanizdan ve girdiğiniz yeni enerji yogunlugunu hissetmenizden geciyor. Bir kere o kapidan geçen gecisi bilir oluyor ve bunu kullanabiliyor hayatinda. Yargisiz ol, gercek hislerini dinle. Gercek hisler seni gercek ihtiyaclarinla bulusturacaktir. Gercek ihtiyaclari ise özümüz seçer.

Sonsuz sevgilerimle.

Bilgi kaynağı ve 5 duyu harici algı

Posted in Uncategorized on Eylül 12, 2014 by seckinsoydan

Sahibi oldugumuz bedenin evrimsel gelişiminde 5 duyunun dünyevi islevsellik sağliyor oldugunu ben bu yaziyi yazarken sizde okurken biliyoruz.
Bu duyular sizin sectiginiz bir genetik kodun geliştirilebilir organlaridir.
Kullaniyoruz bu organları,aslinda oldukca hor kullaniyoruz. Hayati kolaylastiriyor bizim icin halbuki gozlerimiz, kulaklarimiz. Dis dunya ile iletisimimizi sağlıyor.  Egitiyor bedeni. Bu kadar şova ragmen asil olay beyindedir. Asil kaynak oradadir. Beyinimizin hakikatle irtibat kurma yetenegi vardir. Hakikat nedir?
Sekilsizdir ancak anlatabilmem icin sekil vermekle yükümlüyum. Bir enerji düşünün; bu enerjinin içinde tüm zamanlar var, tüm deneyimler, secimler, ve sonuçları mevcut. Tum maddi ve manevi varliklar mevcut. Ve alemler mevcut. Katmanlardan olusuyor. Hakikat oradadir. Beynini hayatin akisinda efektif kullananlar huzurlu,bilincli yasiyor olmalarinin sebebi budur. Duyu organlarimizdan daha cok yardimci olur bize. Bilgi cekeriz. Isimize yarayan bilgiyi cekeriz hakikatten. Temiz bir canli olursan niyeti davranışı ve düşüncesi yuksek plana hizmet eden , yogun bilgi çekersin. Isteklerine kavusursun. Temizleyin beyninizi, meditatif frekansta kalın.

Sonsuz sevgilerimle…

Denge ve Amaç

Posted in Uncategorized on Eylül 8, 2014 by seckinsoydan

Var oluşumuzun, bireysel amacı sürdürülebilirliktir. Bu amaç doğrultusunda üremeyi keşfettik,genetik,bilgisel aktarım ve enerjinin sürdürülebilirliği için. Ancak yinede primerimiz ölümsüz kalabilmektir. Varlığı ölümsüzleştirme çabası bedenimizi hayatta tutmak için vazgeçilmez seçimlere sahip kılmıştır bizleri. Keza asla yapmam dediğimiz şeyler ölüm riski arttığı anlarda ebilir olmaktadır. Bedenimiz deneyimlemeyi bırakabilir bu öldüğümüz anlamına gelmez. Ölüm var oluşumuzun bir parçasıdır. 

Ön gördüğümüz taslak hayatı yaşarken gereklilikler vardır. İstenilen sonuçların sağlanması için koşulların yerine getirilmesi gerekir. Buna süreçler diyoruz. Zaman da diyenler var. Ancak biliyoruz ki taslaklar, kurallar, etik yargılar, kalıplar tarafımızdan yaratılır ve içlerinde kalırız bu yarattığımız sınırların. Sanrılarımız vardır gerçekliğinden emin olduğumuz. Ve sonra birileri sınırları genişletmeye başladığında ya dışlanır, ya korkulacak kişi olur, yada takip edilir idol olur. Eğilim bu yönde iken, sahibi olacağımız bilgileri neye göre seçeceğiz? Amaçlarımızı nasıl seçeceğiz? 

Öncelikle istediğimizin sahibi olduğumuzu bilmeliyiz, amacımıza ulaşmış olduğumuzu bilmeliyiz. YAŞIYORUZ. VARIZ. realitede aslında başka bildiğimiz de birşey yok. Bunun üzerine hayatta kalmak adına tehlikesiz yaşantı (uygun yaşam koşullarının sağlandığı ortam ki hayallerimizle sınırlıdır) yolları ararız, koşullar sağlanınca üremeye başlarız. Bir diğer seçenek çevresel koşulları değiştirmeye başlarız.  Maksimal verim; en yaşanılabilir ortamda en uzun süre kalabilen hayat ve en çok deneyime sahip olabilmektir. Bununla çelişen tercihlerimiz oluyor yaşarken. Denge aslında bu iki tercihimiz yüzünden yaratılmıştır. Yaratılan her kalıbın içerisinde kalan bir enerji olduğu için bir denkliği olmak zorundadır hatta bir sınır, düşünsel kalıp, fikir, yaratılırken zıttıda otomatik olarak hayat bulur. 

Dengenin sağlanması sanmayınız ki herkesin huzurlu, mutlu, eşit koşullarda yaşayabildiği bir ortamda oluşacak. Denge süreçte sürekli olarak var ve yok olur.Sinüs oydal bir paradokstur. Hayatımızda(düzenli olarak:) görebiliriz.

Hayat bizleri ortak ve bireysel amaca uygun niyet, tavır, ve düşüncelerle yönlendirir. Rutinlerle sınar. Başarılarla paylaşma şansı verir ve yaşamımızı onurlandırma hakkı alınır. Sürdürülebilirlik. 

sonsuz sevgilerimle…

Rutinler süreçler ve gereklilikler

Posted in Uncategorized on Ağustos 18, 2014 by seckinsoydan

Yasadigimiz deneyimleri bir matematiksel koordinat sistemine yatirsaydik (2 boyutlu) spiral seklinde bir şekle ulasirdik. Bunun sebebi zamanin varligini kabul ediyor olusumuzdur. Zaman ilerlesikce bazi paradoksal deneyimler oluşur.  Tekrar tekrar ayni seyleri yasariz iliskilerimizde, is hayatimizda, ailemizde veya maddi şeylerle ilgili olarak. Halbuki zaman denen kavram bizim tarafimizdan olusturulmus sayisal bir sistemdir. Ortak bir anlasma dili olarak hayatimiza gecirip rahat yasamayi hedeflese de saatler gunumuzde ne kadar geciktigimizi ifade ediyor sanki. Cunku surekli bir akış var ve bu akista birileri bişeyler yakalıyor. Dolayisiyla digerleri kaybediyormus gibi hissediyor. Bu düzen devamlılığını korur çünkü surdurulebilirligi bizim egitim sistemimizin ve var olusumuzun bir kismini olusturur. Rutin bu işleyiş icinde başınıza surekli olarak gelen seylerdir. Değiştirecek kudrete sahibiz ki bu rutini yaratan yine bizleriz. Öncelikle rutini sevin, e simdi sirada ne var kafasindan kurtulun bu size kapitalist sistemin bir eklentisidir. Sadece var oluşla ilgilenin elinizdekilere bakin her ne varsa. Sadece bir kolunuz varsa bile bunun sukur edin.  En güçsüz oldugunuzu dusundugunuz anda bir durus sergileyerek rutini kirabilirsiniz. Süreç; bir rutin bittiginde bir baskasinin icine girisimizdir. Tanidiklariniza bu konuda esneklik gostererek sevgiyi fedakarligi hosgoruyu kendinize öğrenebilirsiniz. Herkesin anlayacagi bir ders var vr bu bizi ilgilendirmez dolayisiyla yorumlayamayiz. Insanlar rutinlerinin ve sureclerinin icindeyken onlara kiziyorsaniz sunu bilinki kurtulamadiginiz rutinleriniz var. Kensinizi ancak karsinizdakinde ifade edebiliyorsunuz cunku coktam vazgecmissiniz degismekten. Gereklilik; gun icinde surekli kullandigimiz ancak anlamindan cok uzakta ifadeler iceren bir kelime. Yasiyor olmak ilk oncelik, keyifli mutlu yasamak ikincisi. Karni tok, özgür, saglikli, sevgili bir hayat yeterlidir. Gereklilik ihtiyac demek degildir. Şart demektir. Koşul demektir. Zamanin aslinda var olmadigi bir dunyada guzel rutinler vr süreçler icin herseyin olmasi gerektigi gibi degil olmasini sectigimiz icin oldugunu unutmayalim. Hepimiz hakettigimiz surecleri  ve rutinleri yasariz. Ama gereklilikler bizim hakettigimizin cok daha azidir, yetindiklerimizdir. Kural koyduklarimiz kemiklestirdiklerimiz ve kırılgan olan yanlarimizdir.

Sonsuz sevgilerimle…

Yüksüz Ivmeli Hayat

Posted in Uncategorized on Ağustos 1, 2014 by seckinsoydan

Insan beyni manyetik bir yapidir. Dolayısıyla calismasini gozumuzle goremeyiz. Dış dunya ile algisal surecler sayesinde iletisim kurar beynimiz. Ve bir takim sinyaller üretir.  Ve bu sinyaller manyetik bir alan olusturur. Bu alan ayni zamanda her manyetik alanda oldugu bir çekim gücüne sahiptir. Aslinda bir nevi miknatisiz denilebilir. Bu mıknatıs cakisirken sadece elektriksel sinyallerle degil bir takim kimyasal reaksiyonlarla da etkinlik gösteriyor.  Karmik bir yapi ancak es zamanli calisiyor. Bu miknatisi efektif kullanmanin ve duzenli olarak istediklerine kavusan bir insan olmanin yolununu okyacaksiniz şimdi.
Ilk bilmeniz gereken gerceklik şudur; etkileşim tek tarafli olmaz, dunya ve çevresel faktörler beynimizi etkiliyorsa beynimizde dış dunyayi ayni yolla etkileyebilir ve değişim yaratabilir. Ki bu surekli olarak yasadigimiz birsey zaten. “Mutlularin yoludur” ikinci gerceklik ise enerji maddesel boyutta cismin içinden gecerken onu değiştirmeden gecemez. Bir degisim yaratır yani.
Var olusumuzun ilk tercihi, benim ve herkesin hayrina olan dusuncelerim, niyetim ve davranışlarim olur. Ancak bu dunyevi isteklerle kirlenir. Kavramsal onemli bir noktalara da degineyim istek=ihtiyaç. Yani insan ihtiyacindan baskasini istemez aslinda, sahibi olursa enerji bir şekli ile dengelenir. Herkes istediği hayati yasiyor. Sevdigi seyi yapiyor. Aci cektigini soylese de icinde bir tarafi o icinde bulundugu hali diger hallerinden daha cok tercih ettigi icin yasiyordur. Kimse bunu bilemez kisiden başka.  Degistirilebilir. Bu yuzden kudretimiz sonsuz.
Istediginiz hayatin sahibi olmak neden onemli? Cunku sadece isteklerine sahip olanlar mutlu olduğunu sanır.  Aslinda bizim dogal halimiz surekli olarak merakli heyecanli ve mutludur. Coskuludur. Dunyevi istekler gecici mutluluklar yaratir. Dikeydir. Aslinda bizim mutluluğumuz ve isigimiz bir omur yetecek kadar coktur. Unuturuz.
Hatirlatmalar vardir kurtarma butonlari bulunur.🙂

1 Öncelikle yasadiginiz hayati kendiniz tercih ettiğinizi bilin. Cunku bu realiteyi red ettiğiniz surece basiniza gelen negatif seylerden insanlari suçlayip durursunuz. Bir suclu yoktur. Bir nedende yoktur. Bir sonucun icindeyiz hepbirlikte zaten. Stres yapmaya gerek yok. Bu gerceklik siz bunu anlayana kadar çeşitli sekillerde onunuze serilir.
2 Tevekkül; teslim olun hayatin akışına, enerji direncin az oldugu yerden ilerler.  Bosuna direnmeyin. Guvenin ona.
3 Hisler; unutmayin ki bir tepkidir. Algisal durumunuzu degistirin hislerinizde degisir. Sizi isteklerinizsen eden hisler; korku, endise, pismanlik, kirginlik. Bunlar histir dusunce değil.  Demin anlattigim kimyasal reaksiyonlarda bunlarda var. O yuzden çoğunlukla hissettikleriniz basiniza gelir. Siz bir miknatissiniz.
4 Yargisizlik; sessizligi saglayin dusuncelerinizde. Nefesinize konsantre olarak. Gürültüyü susturun.
5 Bedeninizin evrene açılan bir kapi oldugunu unutmayin. Bu dunyada maddi seyler icinde en cok o bedeni sevdiginizi unutmayin.
6 Kendinize yalan söylemeyin.  Demin anlattigim hislerden kurtulan zaten ve bu siralamayla ilerleyen mutlu olmaya baslayacaktir. Yalana ihtiyac kalmaz.
7 Dunyadaki tum maddelerle etkileşimde oldugunuzu unutmayin. Canli cansiz. Sizin sirdasiniz ve arkadasiniz gibi isteklerinizi ve sirlarinizi onlarla paylasabilirsiniz ki bunu zaten yapiyorsunuz fark etmeden. Manyetik dusunsel oklariniz odanin her tarafina firlatiyorsunuz. Baska biri o odaya geldiginde sizin daha onceden düşünmüs olsugunuz guzel veya kotu seylerden etkilenir. Bi yuzdendir bazi yerlerden hoslanmamiz veya hoslanmamamiz, dolayisiyla baska canlilara ve cansizlara etkiler  biraktiginizi unutmayın sadece dusunerek bile.
8 istediginiz hersey bu yolla sizin olacaktir. Son olarak yapmaniz hepimiz icin hayirli olacak bir sey daha var tum kaliplari ve kanunlari birakin. Eger bu yazidaki anlatilanlarida kanun haline getirdiyseniz nyazik ki bunlarda dahil. Bu yazidaki Kelimeler özel seçilmiştir. Takildiginiz biyer olursa sorun aciklarim🙂
Sonsuz sevgilerimle.

Kollektif kelebek etkisinin son/ucu

Posted in Uncategorized on Temmuz 24, 2014 by seckinsoydan

Hikaye şudur; zeka çevresel faktorlere baglidir. Icine girdiginiz ailenin ve cevresindeki insanlarin din secimleri, yedikleri (yiyebildikleri) besinler, ekonomik statuleri, kisinin zeka seviyesini belirler.Yorum gucu iae bireyseldir. Zeka ile cok ilgisi yoktur. Keza iq duzenli olarak degiskenlik gosterir. Zeka 6 basamakli iki sayiyi saniyesinde cevabini vermektir. Ornegin bir pc belki insandan daha zekidir bu manada. Ancak bir pcye 7 basamakli iki sayiyi carpmayi ogretmezseniz yapamaz. Akıl edemez. Yani akıl etmek, yorum getirmek, seçim yapmak bireyseldir. İlginç olansa; zekanin sonuçları bireysel, aklın sonuclari toplumsal(butunsel kollektiftir). Bir çocuk dogar; toplumsal olarak bizi kotuye goturecek secimler yapan bir cok insanin içinde buyuyebilir ancak bunu seçmek zorunda degildir. Kollektif yapi sarmaldir ve hepimiz o noktada birbirimize bagliyiz. Sınır yok. Kalıp yok. Dil din ırk kultur ulus mezhep yok bu kavramlar. Doğarken  şu seçimi yaparak düşer dünyaya şuurumuz; benim ve var olan herşeyin hayrina düşüncem niyetim ve davranislarim olacaktir. Ancak kollektif alginin etkisiyle bu kirlenir. Yönetim sistemlerinin ürünleri (yani bireylerin) dünyevi seçimlerine etkide bulunur. Egosal ve gercek olmayan tercihlerdir bunlar. Icimizden bize kendi ic sesimizle ulasir kendimiz istiyoruz saniriz. Marka giydiginde kendini daha iyi hisseden insan ya mutsuzdur ya da hükümetlerin (marka ile var olursun)u pompaladigi varoşlardan biridir. Bu gibi eğilimler iste o asıl secimimizi unuttuğumuz için basimiza gelir. Ancak bu secimlerin sonucunun ceremesini veya ödülünü hep birlikte alırız.  Bu sonuc savasta olenlerimizde olabilir, sağlik ve bolluk içinde bir hayat surup 90 yasinda vefat eden olenlerimiz de olabilir. Bu yüzden kendi etik, dini, ailevi, egosal kaliplarinizdan kurtulmadan tam anlamiyla dunyaya cocuk getirme sorumluluğuna hakim oldugunuzu düşünmeyin bence. O çocuk tüm dünyanın kaderidir. Bir hikayenin sonu hikaye anlam katar. Eger bir anlam kazanmayi hakettiyseniz hikayeyi zaten biliyorsunuz demektir.

Sonsuz sevgilerimle. . .