Keyif geleceğin şimdiki halidir…

Yaşam sürecindeki tavırlarımızın en bilinçsizce olanı; herhangi bir olayı en kolay yolundan yapmaktır…Ve bir iç güdü haline gelmiş bu hareket planı aslında beynin çalışma prensinin hayata yansımasıdır…

Ohm kanunu derki ;

Sinyaller direncin az olduğu yolda ilerler… Akım direncin az olduğu yolu seçer ve yol ne kadar uzunsa direnç o kadar artar, dolayısıyla akım”sinyal” kısa yoldan gitmeye meğillidir… Beynin sinyal trafiği aynı bu şekilde işler, manyetik yapıda olan beyin ufak elektrik sinyalleri ile çalışan sayısız enerji yoluna sahip bir elektrik devresi gibi düşünülebilir. Ama sırf bundan oluşmaz… Dolaylı yoldan bir manyetizma prensibi işler içinde…Manyetizma ise aslında bizim direk olarak far edemediğimiz bir enerji tanımıdır..İçinde sadece elektriksel değil ses, ve ışıkla ilgili titreşimlerin bütünü söz konusudur… Aslında burada beyin için sadece bir elektromanyetizmadan bahsetmek doğru olmaz… Beyinde bir sinyal ulaşması gereken sinapsa giderken en kısa yolu izler, başka yolu olsa da bunu en kısa yoldan yapar… Örneğin masanın üzerinde bulunan bir bardak suyu içmek için, öne eğilip bardağı elimize alıp, içmek bir yolken bütün bir evi dolanıp sonra bardağı alıp içmekte bir gidiş planıdır, fakat daha fazla enerji sarfiyatı vardır bir arzuya ulaşmak için… Dolayısıyla bu refleks haline getirdiğimiz en kolaya meğilli olma durumunun sebebi beynin bu elektromanyetik yapısından kaynaklıdır… Ama beyinde sadece elektromanyetik reaksiyonlar olmuyor…

Hormonal değişimleri başlatan bir sistem var beyinde…Hormonlar hislerle alakalı… Ve hislerin bir titreşimi varsa, bunlarda bir manyetizma prensibi altında incelenmelidir… Bizim yaptığımız herşeye bu prensipte etkide bulunur… Anlatayım; eğer bir dc devrede sinyallerin gideceği yolu değiştirmek için çok kuvvetli bir manyetik alana sokarsanız sinyaller en kısa yolu tercih etmeyebilirler… Çünkü başka bir güce yenik düşmüşlerdir… Acaba dersiniz beyindeki elektromanyetik yapı bu hormonal sistem mekanizmasına yenik düşüyor olabilir mi bazen?

Bir insanın tüm uzuvları total olarak aynı yaşta değildir.Çünkü el organı insanlığın evrim tarihinde 1 milyon yıl önce oluşmuşsa kafası 3 milyon yıl önce oluşmuştur… Evrimlerinin tamamlandığı ispatlanmadığı için aynı yaşta oldukları da söylenemez. Dolayısı ile bu oluş insan beyni içinde geçerlidir… Beyindeki hareketler içinde geçerlidir… Bir iş adamı düşünün bu adam bir ceo olsun… Tutkulu, başarılı, bir ailesi olan, sevilen bir insan evladı. Biz bu adamı alıp çölün ortasında aç bir aslanın karşısına koyarsak bir anda ceomuzun beynindeki tüm bilgilere ulaşmasını engelleyen  bir işleyiş başlar… Bu işleyişi başlatan o demin bahsettiğim, hormonal sistemi reaksiyona sokan yapıdır…Ceomuz kaçar…Kaçma dürtüsü oluşur, korku beyni ele geçirmiştir sadece kendini koruma duygusu vardır…Aynı 3 milyon yıl önce olduğu gibi…Bir anda aradaki evrim yok oldu nerede? Bir anda 3 milyon yıl önceki adam oldu ceo… Çünkü beynindeki bu sistemin yaşı 3milyon ve ceonun bedeninde yaşıyor…Örnek çok afaki olmuş olsa da, korku gibi bir duygunun aslında daha kolay bir önlem alabilmek varken beynin kendini kapayıp sadece kaçma dürtüsü oluşturduğunu gördük… Duyguların manyetizması titreşimleri veya güçleri beynin normal işleyişini değiştirebiliyor. İlkelleştiriyor bizi belkide… Peki geleceği şimdisinde yazan insan, geçmişi bile düşünemez olurken, geçmişinde öğrenmiş olduğu bir bilgiye bu kriz anında ulaşamazken, bu korkuları taşıyarak nasıl yaratsın geleceği… İmkansız…

Dugularımızı ve hislerimizi kontrol edebildiğimizde zamanın hakimi olabiliriz… Korku kortekse herhangi bir sinyalin ulaşmasını engelliyor, veya hafıza bölümüne “amigdala” diğer hislerde başka reaksiyonlar yaratıyor olabilir… Sadece pozitif ve mutluluk hissetmemizi sağlayan yerde olmalıyız, arzumuz budur… İşte buna yönelmemizin sebebi anlatmış olduğum işleyiştir.

Mutlu olmak bir histir ve hayatta ona ulaşmaya çalışırız, fakat dikkat edilmesi gereken en önemli şey tatminlik duygusudur…Tatminlik duygusu inanılmaz bir ilizyon ustasıdır ve hayatla yetinmenizi sağlar. Mutluluğa ulaşmanızı sağlayacak  beyin sinyalinizin gitmesi gereken yere ulaşmasını engel olur… Tatmin olabilirsiniz ama mutlu değilsinizdir belkide… Mutluluk hissinin olduğu bir yerde sonsuz huzur vardır ve başka bir his söz konusu değildir diye düşünüyorum…

Hepimiz birer gezegeniz ve hepimizin atmosferi farklı, uyduları farklı, yaşam döngüsü farklı…Ama hepimiz gezegeniz… Maddenin ötesinde bir bağımız var sistemimizde…

Şimdiki zamanda mutluluğa ulaşmak beynin zaman denen farkındalığını kırar ve geleceği bu hisin beyinde yaratmış olduğu etkiyle oluşturmasını sağlar…Korkuların olmadığı bir dünya kurup bunları gerçekler…Beyin bunu geçmişe doğru yapabiliyor geleceğe doğru neden yapamasın… Keyif geleceğin şimdiki halidir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: